Okuyalım

Yarına Kalacak “İyi Kalpli” Nesil

Öğretme şeklini değiştirmezsek, başımız belada olabilir. Çünkü öğretme şeklimiz, öğrettiklerimiz 200 yıl öncesinden kalma. Çocuklarımıza makinelerle rekabet etmeyi öğretemeyiz. Onlar daha akıllılar. Değer, inanç, bağımsız düşünme, ekip çalışması, başkalarına değer vermek…Bunlar insani becerilerdir. Bilgi size bunları öğretmez. Öğrettiklerimiz, makinelerden daha farklı olmalı.” Bu sözler e-ticaret alanında faaliyet gösteren Alibaba Group’un kurucusu, başkanı ve aynı zamanda da bir eski bir eğitimci olan dünyanın sayılı zenginlerinden Jack Ma‘ya ait. Ama bu sözleri değerli yapan onun milyar dolarlık servetinin çok daha ötesine geçen meziyetleri; yılmazlık, hayalperestlik ve hayırseverlik.

Jack Ma’nın Sıra Dışı Karakteri

O yüzden bu cümlelerin içindeki öngörülü çıkarımları değerlendirmeden evvel Ma’nın nasıl bir hayat yolculuğundan geçerek bu sözleri sarfettiğini görmekte fayda var. Orta halli müzisyen bir ailenin ortanca çocuğu olarak 1964 yılında dünyaya gelen Ma, daha 12 yaşındayken İngilizce öğretmeye duyduğu merak sebebiyle 8 yıl süresince turistlere ücretsiz rehberlik yapmış. Bu deneyim, onun öğrenmeye ve öğretmeye duyduğu aşkın da göstergesi. Çünkü bu hizmetten para almaması bir yana dursun turistlerin olduğu yere ulaşmak için her gün kilometrelerce bisiklet sürmeyi sorun etmemiş. Beklendiği üzere bu tutku onu okul çatısı altında eğitim almaya yönlendirmiş. Beklenmeyen ise Ma’nın dört sene boyunca üniversiteye giriş sınavını kazanamaması ve bu sürecin sonunda Hangzhou Öğretmen Enstitüsü’ne girmeyi başarabilmesi olmuş. Buraya kadar ilerleyen hikâye -küçük yaştaki deneyimler, sınav başarısızlıkları- nadir de olsa bazılarımızın yaşantısı için hala tanıdık olabilir. Fakat Ma’nın üniversite döneminde ve sonrasında başvurduğu 30 kadar farklı işin hepsinden red cevabı alması ve denemeyi bırakmaması oldukça sıradışı. Hatta kendisi bu süreçte KFC fast food zincirine yaptığı başvuruyu şu trajikomik sözlerle dile getiriyor: “24 başvurudan 23’nün kabul edildiği mülakat sürecinde bir kişiyi kabul etmediler; beni.” Başarısız olsa da asla yenilmemiş Ma. “Hayır”lar, “evet”lere dönüşene dek beklemiş, dönüşmediğinde ise kendisi için yeni “evet” alanları yaratmış. Harvard Üniversitesi’ne yaptığı dokuz başvurunun hiç birisinin olumlu sonuçlanmamış olmasına rağmen, onuncuya tekrar başvurması da bu motivasyonun eseri gibi görünüyor.

Hayatının dönüm noktası ise 31 yaşında, Amerika’ya yaptığı ziyaret esnasında internetle tanışması olmuş. Ma, döndüğünde internet ile ilgili bir şeyler yapmaya karar vermiş. O dönemde Çin’de bulunan bilgisayarların az sayıda ve pahalı olduğu gerçeği onu yıldırmamış, birçok kişinin vazgeçeceği bir yerden, “Demek ki Çin’in internetle tanışma vakti geldi” diyerek başlamış. 17 arkadaşını internet üzerinden e-yatırım yapmaya ikna ettikten sonra, Jack Ma kod yazma ile ilgili hiçbir bilgisi yokken, Alibaba şirketini kendi evinde kurmuş.

Kendisinin hayatını kısaca anlatan tüm bu sahneler, Ma için başarısızlığın, zafere giden yolda deneyimlenen doğal bir süreç olduğunu ortaya koyuyor. Zira kendisi düştüğü yerden adeta bir hacıyatmaz misali yeniden kalkmış, her zaman yeniden, başka bir yolla, vazgeçmeden denemiş. Hem de bunu yalnızca kendisi için değil, sosyal faydayı da gözeterek yapmış. 2014 yılında, 2.4 milyar dolarlık bağışta bulunarak Jack Ma Foundation’ı kuran Ma ve halk sağlığı alanında çalışmalar yapmaya başlamış. Çok yakın bir zaman önce ise emekli olduktan sonra yeniden öğretmenlik yapacağını şu sözlerle açıklıyor Ma; “Öğretmenliğe geri dönmeyi istiyorum çünkü yaptığım şey beni çok heyecanlandırıyor. Dünya büyük ve ben hala gencim, bu yüzden yeni şeyler denemek istiyorum. Ya yeni rüyaları gerçeğe dönüştürürsem“.

Jack Ma’nin hayatı, umutsuzluk bilmeyen bir hayalperestin gerçek yaşam öyküsü. Jack Ma cesaretini, yenilgi ile kurduğu alışılmamış ilişkiden alıyor; ondan korkmuyor. Başarısını bilgisine değil, bilgiyi işleyiş biçimine borçlu. Bu genellikle okullarda -ne yazık ki- öğrenmediğimiz, fakat öğretilebilir bir meziyet. O sebeple, yazının başında da belirtildiği üzere, Ma’nın bizlere öğüdü entelektüel bilgiye gösterdiğimiz ilgiyi karakter gelişimine de yöneltmemiz ve böylelikle yeni nesli erdemlerini geliştirmeleri için desteklememiz yönünde. Çünkü öğrenciyi bir bütün olarak görüp, aklı ve kalbi eş zamanlı eğiten bir metodoloji yalnızca daha huzurlu bir nesil yaratmaz, buna ek olarak Ma gibi nice öğrencilerin eğitim kurumlarının kapısından döndürülmediği bir eğitim sistemi kurgular. Özellikle de yapay zekâ ile ilgili karamsar senaryolar bombardımanına tutulduğumuz bugünlerde, yeni jenerasyonunun “insani” özelliklerini besleyerek onları makinalardan ayrıştırmayı salık veren bu sözlere kulak vermemiz önemli. Dolayısıyla çok gecikmeden, her daim akıllarını kullanmalarını öğütlediğimiz yeni kuşağın, hiçbir makinada bulunmayan yönlerini, yani kalplerini kullanabilmeleri için ortam hazırlamalıyız. Zira, Ma’nın dediği gibi, yarına kalabilenler ikisini de kullanabilenler olacak; bunu başaranlar ise hem kendisine hem çevresine fayda sağlayacak.

KAYNAK: EĞİTİMPEDİA

Canlı Sohbet
Canlı Sohbet
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Bağlanıyor...
Üzgünüz, şimdilik çevrimiçi değiliz. Bir mesaj bırakın, size geri döneceğiz
Üzgünüz, şimdilik meşgulüz. Bir mesaj bırakın, size geri döneceğiz
:
:
:
Merhaba.
:
:
Canlı sohbet sona erdi
Was this conversation useful? Vote this chat session.
Good Bad